21 Eylül 2011 Çarşamba

AL RESMİNİ VER RESMİMİ

Aslında tek bir sevgilim olsun isterdim yani tek bir sevgilim olsun derken aynı anda iki üç sevgiliyi idare ediyormuşum gibi anlaşılmasın. İlk çıktığımla evlenip onunla ömrümü geçirmekten bahsediyorum.

Hayatımın tümü O’nunla başlayıp O’nunla bitsin isterdim ama ne yazık ki, birçoğumuzda olduğu gibi benim de ilk sevgilimin üzerinden yeller esti. Al resmini, ver resmimi deyip bitti.(Bu yazıyı yazarken bu cümlenin geçtiği bir şarkıyı
biri söyleyince ilave ettim ve başlığı değiştirdim.)

Çok samimi olduğun, hayatının bir dönemini O’nunla yaşadığın; bu bir dönem diye tabir ettiğim zaman diliminde acıyı, mutluluğu, hüznü, sevinci ve sırlarını paylaştığın o özel insan belki de “hayatındaki her şey” ayrılık vakti geldiğinde sana bir yabancı gibi davranıyor ya da sen ona yabancı oluyorsun. Ne garip değil mi? Senden bir parça gibi yaşadığın sanki senden koparılmış gibi oluyor. Senden koparılmış ama sanki senden değilmiş gibi.

Tanıyamıyorsun O’nu ya da O seni. Sana sevgi sözcükleriyle hitap eden, ayrılık vakti geldiğinde hakaretler ediyor ya da tam tersi sen ona... 

Peki ne oluyor da bütün bunlar hak ediliyor?

Bazen bunlara kıskançlık, isteğin yerine gelmemesi ya da bir “hiç” sebep olabiliyor. 

Ayrılıkların sonunda, her iki taraf da zaman zaman düşünüyor. “Acaba tekrar denemeli miyim?” diye. Bazen bu düşünceye öfkemiz, bazense gurur engel oluyor. Bazense öfke ve gurur bize engel olamıyor hemen telefona sarılıp bir zamanlar senin parçan olan tekrar aranıyor. Karşı taraf yeşil ışık yakarsa ilişki tekrar başlayabiliyor ya da aradığına arayacağına pişman olarak telefon kapatılıyor. Kendi kendine kızıyor bu defa arayan “neden aradım ki?” diyor. Her şeye rağmen aramaya değerdi diyemiyor. 

Ve bu noktadan sonra tekrar birleşmek bir hayal kadar uzak oluyor. Senden kopan parçanın kanserli bir doku olduğu anlaşılıyor ve tedaviye başlanıyor. Kalbinden, aklından, düşüncelerinden tamamen O’nu atıncaya kadar tedaviye devam ediliyor.

Tedavi olup iyileşildiğinde yeni ufuklara yelken açılıyor yani sana yeniden kanserli bir parça ekleniyor ama bu parçanın kanserli olduğu, ayrılık vakti geldiğinde anlaşılıyor... 

Cemil ÖZCAN

14 yorum:

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

ve herkes, hepimiz sonrasında yeni biri karşımıza çıktığında yine yeniden aynı şeyleri yaşamaya inatla aday oluyoruz...tekrar tekrar tekrar

kibritci kız dedi ki...

beni ayrılıktan daha çok ayrılıkların saygısızlığı üzüyor. sen de bu konuya ne güzel değinmişsin . güzel yazıydı, tebriği hak eden ...

Cemil ÖZCAN dedi ki...

Kibritci kiz: tsk ederim...

Uğur Böceği dedi ki...

Galiba yine küstün bloglara:)

Cemil ÖZCAN dedi ki...

Aslinda kusmedim de vakit bulamiyorum ve yazi yazmayi cok istiyorum. su an da izmirdeyim is icin. ama beni hatirlayip bu yorumu atmana cok sevindim. Bloglari takip etmeye calisiyorum. sende cok yazamiyorsun galiba bu aralar?

Dream world dedi ki...

Keşke severken gösterdiğimiz özeni saygıyı bir ayrılık vaktindede koruyabilsek ... Ve çok hoş bir yazı olmuş sevgiler..

Cemil ÖZCAN dedi ki...

teşekkür ederim.

MuallaKuruyemis dedi ki...

belki de olgunlasiyoruz bu sayede. karsimiza da 'O' ciktiginda cok daha guzel yuruyor iliskimiz.

Uğur Böceği dedi ki...

İş değişikliği nedeniyle bende fazla giremiyorum bloga... Fırsat bulduğumda da bakıyorum yine yeni bir yazı yok en kısa zaman da yazman dileğiyle...

kibritci kız dedi ki...

burası terk mi edilmiş ?

Cemil ÖZCAN dedi ki...

kibritçi kız, sanki öyle değil mi?

kibritci kız dedi ki...

eee ne yapmalı ?

Cemil ÖZCAN dedi ki...

Yazmam gerekli herhalde?

kibritci kız dedi ki...

bi zahmet !